Son zamanlarda hatta son bir hafta içinde İlahi söyleyerek yüreklere dokunan, sesiyle kalabalıkları peşinden sürükleyen bir isimden söz etmek istiyorum. Tevafuk bu ya Mübarek Ramazan ayına denk gelen ilahi okumaları onu baş kahraman olarak önümüze koymuştur.

Cemal Karatüre’yi yalnızca bir sosyal medya fenomeni olarak değerlendirmek eksik olur; Karatüre, Türkiye’de dinî müziğin kamusal alandaki yeniden görünürlüğünün sosyolojik bir göstergesidir.

İlahi, sadece bir müzik türü değildir; kolektif hafızanın taşıyıcısıdır. Durkheim’ın ifadesiyle din, toplumsal dayanışmanın en güçlü kaynaklarından biridir. Bu bağlamda ilahi icrası, bireysel bir ibadet pratiğinin ötesine geçerek “kolektif vecd” üretir. Karatüre’nin paylaşımlarında ya da dinletilerinde gözlenen duygu birliği, tam da bu ortak bilinç hâlinin dışavurumudur. Ses bir çağrıdır.

Onun icrasında dikkat çeken unsur, doğallığın mükemmeliyeti kadar samimiyetin de ön planda oluşudur. Modern Türkiye’de dinî müzik, uzun yıllar ya kamusal alanın dışında kalmış ya da belirli sınırlar içinde temsil edilmiştir. Ancak 2000’li yıllarla birlikte muhafazakâr kültürel formların kamusal görünürlüğü artmış; ilahi, yeniden geniş kitlelere ulaşmıştır. Son zamanlarda Karanlık işler çeviren şeytani güçlerin çocuklar üzerinde kirli elleriyle işlediği suçlar, insana yakışmayan insanlık dışı Epstein dosyalarının kol gezdiği çirkinlikleri duyan kulaklarımıza, kararan kalplerimize Karatüre’nin içten samimi seslenişi yüreklere su serpmiş kulaklarımıza şifa olmuştur. Duymak istediğimiz bu güzel sözlerin yükselişi bu kültürel kodların hatırlanması ve dönüşümüyle paralellik gösterir.

Max Weber’in “karizmatik otorite” kavramı burada açıklayıcıdır. Karatüre’nin etkisi, kurumsal bir dinî otoriteden değil; kişisel inandırıcılığından ve sahnedeki ruh hâlinden beslenir. Dinleyici olarak onun sesinde yalnızca bir melodi değil; bir hâl, bir içtenlik ve bir teslimiyet duygusu bulduk. Bu durum, modern bireyin parçalanmış dünyasında anlam arayışına cevap veren bir sesleniştir aslında. Videolarındaki görsel duruşun, sesindeki içten duyumun, iliklerimize kadar hissettiğimiz kodun karşılığıdır.

Özellikle genç kuşakların ilahi dinletilerine yoğun ilgisi, sekülerleşme tezlerinin tek yönlü okumalarına itiraz niteliğindedir. Türkiye’de dinî kimlik, kültürel kimlikle iç içe geçmiştir. İlahi konserleri, hem estetik hem de kimliksel bir aidiyet alanı oluşturur. Bugün Karatüre bu alanın sembolik figürlerinden biri haline gelmiştir.

Karatüre’nin sahne aldığı mekânlar kimi zaman bir cami avlusu, kimi zaman bir kültür merkezi, esnaf, mahalle , ev, okul, kamu dinî müziğin mekânsal dönüşümünü de gözler önüne serer. İlahi artık yalnızca ibadet mekânına ait değildir; kültürel bir etkinlik olarak kamusal alanın parçasıdır. Bu durum, dinin kültürel formunun esnekliğini gösterir.

Anadolu irfan geleneğinde ses, tebliğin en güçlü aracıdır. Bektaşi kültüründe sazla okunan değişler, mevlevilikteki semah dönmeler, beyitler ve def, Yunus Emre’den günümüze uzanan bu sade yalın samimi içten anlatım çizgisinde söz ve musiki, günümüze kadar hakikatin taşıyıcısı olmuştur. Karatüre’nin repertuvarında da bu geleneğin izleri belirgindir. İlahi, burada hem geçmişe bağ hem bugüne çağrıdır.

Hacdan gelen bir arkadaşını ziyarete gittiğinde söylediği ilahiyi sosyal medyada paylaşan ve gündemin kalbine oturan o ilahi

Kabe de hacılar hu der Allah

Yer gök inim inim iniler Allah

Melekler defteri yeniler Allah

İzin verde Kabeni görelim Allah

İzin verde yolun da ölelim Allah

Göster cemalini görelim Allah

Kabenin yolları taşlıdır Allah

Kadıların gözlerin yaşlıdır Allah

Dervişlerin ciğeri ateşlidir Allah

İzin verde Kabeni görelim Allah

İzin verde yolun da ölelim Allah

Göster cemalini görelim Allah

Kabenin yolları çukudur Allah

Kadıların işleri zikirdir Allah

Mevlasına her dem şüküdür Allah

İzin verde Kabeni görelim Allah

İzin verde yolun da ölelim Allah

Göster cemalini görelim Allah

Kabenin örtüsü yeşil Allah

Gün doğmadan ışır Allah

Hepimizi Kabene çağır Allah

İzin verde Kabeni görelim Allah

İzin verde yolun da ölelim Allah

Göster cemalini görelim Allah

İzin verde Kabeni görelim Allah

Bugün Cemal Karatüre olgusu, Türkiye’de dinî müziğin yeniden toplumsallaşmasının bir örneği durumundadır. O, sadece bir icracı değil; kolektif duygunun birleyicisi ve harmanlayıcısıdır. İlahi söyleyerek yüreklere taht kurması, sosyal medyada kısa sürede milyon takipçiye ulaşması modern insanın anlam, aidiyet ve maneviyat ihtiyacına verdiği cevaptan kaynaklanır.

Toplum değişir, mekân değişir, kuşak değişir; fakat insanın kalbine dokunan ses her çağda karşılığını bulur. Ve bazen bir ilahi, uzun sosyolojik makalelerin anlatamadığını tek nefeste anlatır.

Al eline kalemi,

Yaz Allah’ın adını

Çekmeyenler ne bilsin,

Zikrullahın tadını

Çekmeyenler ne bilsin,

Zikrullahın tadını

İlla hu, hemen hu,

Gani gani gani mevlam hu

Yeşil örtü başında

Hile yoktur işinde

Aşk ile Allah diyenler

Cemal görür düşünde

Aşk ile Allah diyenler

Cemal görür düşünde

İlla hu, hemen hu,

Gani gani gani mevlam hu

Samsun’dan yükselen bu sesin tüm Anadoluda karşılık bulması çok etkileyici. Öz’e çağrının sesi olan, Kültürel kodlarımızın köklerinde var olan güzelliğin Türk kültüründe köklü, güçlü ve geleneğe bağlı bir kimliği temsil eden değerlerimizi hatırlatanlara selam olsun.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin laik değerleriyle yetişen Müslüman bir Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak hu diyen dillerden, Allah diyen kalplerden olmak dileğiyle…

Gani gani gani mevlam Hu

Güzellikleri hatırlatan sesine nefesine sağlık…

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü

Ayla Bağ